Anasayfa ÇEVREM & HAYAT HAYVANLARIN ÇEKTİĞİ ACI VE BİLİNÇ ÜZERİNE KURULU YENİ MİSTİSİZM

HAYVANLARIN ÇEKTİĞİ ACI VE BİLİNÇ ÜZERİNE KURULU YENİ MİSTİSİZM

9 Dak okundu
0
0
293

HAYVANLARIN ÇEKTİĞİ ACI VE BİLİNÇ ÜZERİNE KURULU YENİ MİSTİSİZM

Hayvan duyarlılığının yasal olarak tanınmasının kaldırılması o kadar aptalca ki insanın içini acıtıyor!

9 Kasım 2017’de, Kuzey Carolina- Cary’deki Dünya Düzdür Uluslararası Konferansı 500’den fazla kişiyi bir araya getirdi. Katılımcılar, Dünya’nın merkezinin Kuzey Kutbu olduğunu ve bir frizbi şeklinde olduğunu iddia ediyor.
Şoke edici bu gelişmenin yanında, bu buluşma, son ayların en aptal kolektifini bir araya getirmedi. Toplu aptallık yarışında, ancak gümüş madalya alabilirler. Açık ara farkla kazananlar ise, İngiltere’deki muhafazakar milletvekillerince Avrupa Birliği İptal Yasalarına alınan hayvansal duyarlılığına ilişkin herhangi bir durumun kaldırılması yönündeki son karardır.
Öncesinde, bütün Avrupa Birliği ülkeleri 2009’da Lizbon Antlaşması’nı imzalayarak hayvanları duyu sahibi varlıklar olarak tanımışlardı: acı çekebilirler ve duyguları vardır. Birleşik Krallık artık AB’nin üyesi değilse, bu durumda artık yasal olarak hayvanların bu özelliği kabul görmeyecek demektir. Yeşil Parti Milletvekili Caroline Lucas, bunu düzeltecek bir eşitlik önerdi. Ancak 313 milletvekilinin reddinin yanında 295 oy toplayabildi.
Meclisteki bu 313 olumsuz oyu kullananlar Muhafazakar milletvekilleri idi, ki çoğu, şüphesiz çok pahalı devlet okullarından mezun, üniversite derecesine sahip kişiler.
Ağrı algısının nasıl işlediğine dair aynı anlayışa sahibiz: Derimizde, acıyı algılayan alıcılara nosiseptörler denir(retinal hücrelerin eşdeğeri). Bu nosiseptörler tehdit durumunda, birincil ve ikincil somatosensoriyel kortekslere ve anterior singulat korteksine sinyaller gönderirler. Bu durum, insanlarda ve diğer memelilerde(ve neredeyse aynı şekilde omurgalılarda) gerçekleşir.

Hayvanların acı duyabildiklerinden şüphe duymak, hayvanların görme yetilerinin olup olmamasından kuşkulanmak kadar çılgınca.

Bu noktada birisi, hayvanların acı verici durum karşısında, onların bu acıyı hissetmediğine itiraz edebilir. Bir sinir sistemine sahip olmak, her şeyden önce, acı deneyimine sahip olmaktan farklıdır.

Ve asıl önemsememiz gereken zaten hayvanların acıya maruz kalmasıdır, değil mi?

Bu düşünce çizgisinde çok büyük teorik problemler söz konusu, fakat aynı zamanda basit bir ampirik çürütme de vardır: Sıçanlar ve tavuklar, bünyelerindeki ağrı kesici maddeleri sistematik olarak seçerler ve sadece problemle karşılaştıklarında aktive ederler. Bu bulgunun neticesinde Dünya Düzdür kalabalığına layık olabilecek bir tavır olan “hayvanlar acıyı hissetmiyor” ile nasıl tutarlı olabileceğinden emin değilim.

Peki, eğitim görmüş zeki insanların tutup hayvanların acı hissetmediğini tartışmalarını nasıl açıklayabiliriz?

Korkarım ki bunun suçlusu büyük oranda felsefe disiplinidir.
Filozoflar, hayvanların hislerini inkar ederken hep büyük konuşmuşlardır. Neredeyse bütün önde gelen Batı filozofları- Aristoteles, Aquinas, Descartes, Kant– bunu vurgulamayı önemli saydılar, hele ki Descartes, hayvanların ciddi anlamda sadece makine oldukları savını atarak altın madalyayı almaya hak kazanıyor. Ancak, hayvan hissiyatına dair bu şüpheciliğin doğrudan bir nedeni var: Bilinç saplantısı ve doğa bilimlerinin akıl- duyu arasındaki “açıklayıcı boşluk” olarak bize anlattıkları.
Bilinç ve ağrı, doğal olgulardır, bu yüzden bu konularda bize asıl bilgi kaynağını sunacak olan şey, doğa bilimidir. Filozoflar bu durumu kendilerine tehdit olarak görüyor. Bilim, felsefeye oranla çok uzaklara ulaşabiliyor. Ve bu yüzden öncelikli dayanağımız bilim olmalıdır. Bizler, bilinçli devletimiz konusunda herhangi bir bilim insanının bilebileceğinden daha çok şey biliyoruz. Genel argüman şudur ki, beynimizin sinirsel ve psikolojik işlevleri hakkında keşfedilen her şeyi bilsek bile, acı çekmenin nasıl bir şey olduğunu açıklayacak veriler değil bunlar.
Bilinçle alakalı bu yeni mistisizm kitapları oldukça fazla satılabilir, ancak hayvanlar konusunda geldiğimizde, insan dışında(hatta bazen de kişinin kendisi dışında) diğer canlıların hiççiliği konusunu barındırdığından pek de iç açıcı olmayacaktır.

Hayvanlar duyu sahibidir ve Dünya düz değildir. Bu iki gerçeği somutlaştırcak şeyler de vardır. Örneğin Antarktika üzerinden Sidney- Buenos Aires uçuşu yapabiliriz ki bu durum Dünya Düzdür savunucularının yalanlayacağı bir şey. Davranışsal ve beyinsel bilim deneylerinin hayvanlara yöneldiği de bir gerçek. Bu bahsedilen deneyler, kendi ağrı kesicilerini üreten sıçan ve tavuklar için hiç iyi sonuçlanmıyor. Hayvanların duyuları varsa, tüm bu deneyleri durdurmalı mıyız? Hayır, durdurmamalıyız, ancak duyu sahibi canlılar üzerinde deney yaptığımızı ve buna uygun yöntemler seçmek zorunda olduğumuzu bilmeliyiz.

Daha Fazla İlgili Makale Yükleyin
Daha Fazla Yükle ÇEVREM & HAYAT

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Daha kontrol edin

BÜTÜN KADINLARIN YATAKTA İSTEDİĞİ 10 TEMEL ŞEY

BÜTÜN KADINLARIN YATAKTA İSTEDİĞİ 10 TEMEL ŞEY  Düşündüğün kadar karmaşık değil. Herkesin …